20 Yıllık Nörogörüntüleme Yolculuğu: Hayaller ve Mücadele

20 yıl önce, nörogörüntüleme alanında Türkiye’de bilimsel araştırma yapma hayali kurmaya başladığımda, bunun ne kadar zor olabileceğini tahmin etmiyordum. Ancak bu hayal, beni bir yolculuğa çıkardı: hem bilimsel hem de kişisel olarak büyüdüğüm, zorluklarla mücadele etmeyi öğrendiğim ve sonunda hayallerime ulaştığım bir yolculuk. 2025 yılını geride bırakmak üzere olduğumuz bu günlerde bu yazı ile nörogörüntüleme serüvenimin her aşamasını, karşılaştığım zorlukları ve bu hayalin nasıl gerçekleştiğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

Hayallerin başlangıcı ve uluslararası deneyimler

1994 yılında Ankara Tıp Fizyolojide araştırma görevlisi olarak işe başladığımda amacım beynin üst düzey işlevleri hakkında bilimsel çalışmalar yapmaktı. Bölümde bu araştırma alanında çalışmalar yapan ve o zaman yeni doçent olmuş Erhan Nalçacı Hocayı gözüme kestirdim ve ona kendisiyle çalışmak istediğimi söyledim. Erhan Hoca olumlu karşıladı ve yeni başlattığı bir Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) projesine beni aldı. O sıralar yeni uzman olan Canan Kalaycıoğlu’yla birlikte üç kişilik bir ekip olarak çalışıyorduk. Proje kısaca “sağlıklı bireylerde beyin haritasının çıkarılması” gibi iddialı bir başlığa sahipti ve benim uzmanlık (doktora eşdeğeri) tezim ve birçok bilimsel çıktıya yol açtı. Bu projede görüntüleme yöntemi olarak beynin elektriksel aktivitesini ölçmeye yarayan EEG adlı bir yöntem kullandık. Ancak daha asistanlığımda okuduğum William F. Ganong’un fizyoloji kitabında bahsettiği bir teknik benim için çok çekiciydi. Adı işlevsel manyetik rezonans görüntüleme (İMRG) olan bu teknik çekiciydi çünkü beyni çalışırken ve çok yüksek çözünürlükte görmemizi sağlıyordu[1].

İMRG yöntemiyle ilk araştırma verilerimi toplayabilmek için 2002 yılında Kaliforniya Üniversitesi Berkeley kampüsündeki Sinirbilim Enstitüsünde, Prof. Robert T. Knight’ın laboratuvarında geçirdiğim altı ayı beklemem gerekti. Her ne kadar geç yayınlayabilsem de en çok atıf alan makalem hala açık ara farkla oradaki çalışmamın sonuçlarını içerir. Ardından 2005 yılında Şikago’da Northwestern Üniversitesi Feinberg Tıp Fakültesinde Prof. Marsel Mesulam’ın laboratuvarında geçirdiğim 1,5 yıl, bir ekip kurup araştırmalarımda İMRG tekniğini kullanacak deneyimi bana kazandırdı.

Sinirbilim doktora programının açılması

Ekip kurmak kolay mı öğrenci lazım, hatta doktora düzeyinde. Fizyoloji öğrencileri genelde hayvan modelleriyle çalışmak istiyor, pek beyin araştırmalarına ilgi duymuyordu. Aklıma ziyaret ettiğim yurt dışı laboratuvarlardaki sinirbilim doktora öğrencileri geldi, bizde de neden böyle bir program kurulmasın diye düşündüm, tabii burada benim için temel amaç danışmanlığını alacağım öğrencileri İMRG yöntemi konusunda eğitip birlikte araştırma yapmaktı. Canan Hocaya fikrimi açtım ve o da benimle bu fikre dört elle sarıldı, bir sinirbilim doktora programı kurmak için kolları sıvadık. Doktora programının müfredatını Almanya ve Amerika’daki örneklere bakarak elimden geldiğince araştırma odaklı olacak şekilde şekillendirdim. Ankara Üniversitesinde beyin (ya da sinirbilim) araştırmaları yapan Hocaların kapılarını çalmaya başladık, oldukça çok (en az 10) ve çeşitli alandan (psikiyatri, nöroloji, dilbilim, mühendislik vb) hoca bize katıldı. O sırada sağlık bilimleri enstitüsünün yönetim kurulunda görev yapan yine fizyoloji anabilim dalında doçent arkadaşımız Gülriz Erişgen (her ne kadar sinirbilim alanında çalışmasa da) ve Enstitünün Müdürü Rıfat Vural hoca bize özellikle enstitü ayağında çok destek oldular. Doktora programları enstitü kurulundan geçmek zorunda ve ilk denemede program reddedildi, üzüldük tabi… Neymiş sinirbilim doktora diplomasını alan muayenehane açarmış, programı önerenlerden bazılarının doktora öğrencisi bile yokmuş falan filan. Sanki şarlatanları önlemekle biz görevliyiz, öte yandan biz zaten hem eğitim hem de birlikte araştırma yapabileceğimiz doktora öğrencisi gelsin diye bu programı öneriyoruz. Önemli olan içerik olmalıydı değerlendirmede. Başvurumuza tek anlamlı eleştiri olan yeteri kadar çok disiplinli değilsiniz görüşünü yapıcı eleştiri olarak alıp, üniversitemizde daha çok disiplinden akademisyene teklif götürdük ve programa kattık. İkinci denemede program kuruldan geçti ve 2007 yılı sonunda ilgili bölüm kuruldu. İlk doktora öğrencilerimizi 2008 güz dönemimde programa kaydettik.

Beyin araştırmaları merkezinin kurulması, ilk denemeler ve zorluklar

Doktora öğrencileri gelmeye başladı ancak beyni nerede görüntüleyeceğiz? İlginçtir Ankara Tıp Radyolojide Prof. İlhan Erden yönetiminde uygun bir MR cihazı olsa da ve kendisine defalarca kez teklif etsem de bir tek bilimsel araştırma orada yürütmek kısmet olmadı. Gerekçe çok ikna ediciydi; hasta yoğunluğu. Ancak geceleri ya da Cumartesi/Pazar bile çalışmaya razı olan benim için bu reddediliş büyük bir hayal kırıklığı oldu. İşte bu darboğazdan çıkış ancak Ankara’da özel bir MR merkezinde (İntegra) Uzm. Dr. Mehmet Yörübulut’un desteği ile mümkün oldu. O sıralar karşıma gelen ilk hevesli kişi bir psikiyatri uzmanı olan Orhan Murat Koçak’tı ve beraber İntegra’da belkide Türkiye’deki ilk görev tabanlı İMRG kayıtlarını aldık. Görev çok basitti ve Orhan’ın yaratıcı zihninden çıkmış ve birlikte şekillendirmiştik. Deneklere MR’ın içine girmeden önce basit bir geometrik şekil gösteriyorduk, sonra içeri girdiğinde önce bunu hayal etmesini sonra baskılamaya çalışmasını isteyip tam o sırada İMRG kaydı alıyorduk ve bu yolla beynin nasıl çalıştığını gözlemek istiyorduk. Bu araştırmayı sağlıklı ve obsesif kompulsif bozukluğu olan hastalarda gerçekleştirdik ve birçok yayınla rapor ettik.

Her ne kadar bize çok yardımcı olsalar da özel bir MR merkezinde araştırma yapmak yerine biz bir nörogörüntüleme altyapısı kuramaz mıydık? Bunu 2008 yılındaki bir sinirbilim doktora programı akademik kurulunda gündeme getirdim. İsmail Hakkı Ayhan hocanın önerisiyle bunun ancak bir uygulama ve araştırma merkezi kurularak gerçekleştirilebileceği kararı alındı ve o zamanki Ankara Üniversitesi rektörü Nusret Aras Hocaya elimizde merkez kurma dilekçesi ile görüşmeye gittik. Nusret Hoca fikri çok beğendi ve tıp fakültesi bölümlerine merkez fikrimiz hakkında görüşlerini bildirmeleri için yazı gönderdi. Ancak bu süreç sırasında rektörlüğe Cemal Taluğ Hoca seçilerek atandı. Ancak Cemal Hoca fikre daha da çok sarıldı ve sonuçta merkez açılması önerisi YÖK’e gönderildi. Fakat YÖK bir türlü yanıt vermedi üniversitemizin isteğine, biz de YÖK başkanından randevu alıp gittik. Genel olarak olumlu geçen görüşmeden sonra merkezimizin açılışı kabul edildi ve Ankara Üniversitesi Beyin Araştırmaları Merkezinin (AÜBAUM) açılışını 5 Ocak 2010 tarihinde gerçekleştirdik. Bu merkezde 3 yıl müdür yardımcılığı ve 9 yıl müdürlük olmak üzere 12 yıl yöneticilik yaptım. MR laboratuvarı kurmak için gösterilen yol olan AÜBAUM’un içinde üniversitenin kendi kaynaklarıyla neredeyse her kurucu hoca için bir büyük laboratuvar kuruldu (biyobanka, EEG ve fNIRS laboratuvarları) ancak MR alınamadı, işte ilk büyük çuvallamam buydu. MR için AÜBAUM binasında bir yer ayrılmıştı, gerçeğini alamayınca oraya OSTİM’de yaptırdığımız bir taklit MR yerleştirdik (bakınız şekil 1).

Şekil 1: Taklit MR cihazı. Cihaz özellikle çocukların (veya klostrofobik erişkinlerin) gerçek MR cihazına girmeden önce ortama alışıp kaygılarını gidermeleri için kullanılıyor.

MR cihazı için mücadele

Birinci çuvallama sonrasında çözüm üniversite dışı kaynak olarak görünüyordu ve bir araştırma MR’ı alabilecek desteği verebilecek tek adres DPT’ydi. 2010 yılında AÜBAUM’un içinde araştırmaya adanmış bir MR cihazı olacak bir laboratuvar kurma planımı içeren proje başvurusunu Halise Hoca ve birçok diğer Hocayla DPT’ye yaptık ve reddedildi (varan iki…). 2011 yılında proje yürütücüsü olarak aynı kuruma ikinci bir başvuru denemem tekrar reddedildi (varan üç). Bu başvurular doğal olarak üniversite aracılığıyla yapılıyor ve yönetim istemese DPT’ye göndermiyor, dolayısıyla rektörlüğün projelerimin arkasında yeterince durmadığı düşünülebilir. Ardından yurt dışından kaynak arayışı denedik anatomiden Nihal Apaydın Hocayla, 2016 yılında AB Teaming programı kapsamında bir başvurumuz Kalkınma Bakanlığından garanti alma aşamasında ilk yirmiye girdi ama son değerlendirmede AB Komisyonuna gönderilmedi (varan dört).

Defalarca kez başarısızlıktan sonra araştırma MR’ı almak için yeni bir proje yazmaktan en azından ben vazgeçmiştim. Fakat o zamanki araştırmadan sorumlu rektör yardımcısı Ayhan Elmalı Hoca beni son bir proje yazmak için ikna etti. Eski DPT’nin yerini alan Kalkınma Bakanlığına 2018 yılı şubat ayında “Ankara Üniversitesi Sinirbilimleri Mükemmeliyet Merkezi” (AÜSİBİM) başlıklı proje ile başvurumuzu yaptık. Projenin yürütücüsü bendim ama Tıp Fakültesi haricinde mühendislik, fen, siyasal, dil-tarih-coğrafya, veterinerlik ve eczacılık fakültesinden toplam 37 araştırmacı başvuruyu birlikte yapıyorduk. Projenin içeriğinde yeni bir sinirbilim mükemmeliyet merkezi binası inşa etmek, biri çok yüksek manyetik alanlı olmak üzere iki MR cihazı içeren bir Nörogörüntüleme Birimi kurmak vardı, tabii başka birimler de olacaktı. Şimdi düşünüyorum da bu projenin gerçekleşmesi çok güzel olabilirdi ancak hikâye başka türlü gelişti.

Ankara’da dört üniversitenin yöneticileri eşgüdüm amaçlı belirli aralıklarla bir araya geliyorlarmış ve Kalkınma Bakanlığına altyapı proje başvurusunda güç birliği yapmanın daha iyi olacağını düşünmüşler. Bununla ilgili dört üniversitenin proje başvurusu yapan yürütücüleri olarak Hacettepe Üniversitesinin çağrısına uyup onların kampüsünde toplandık. İlginçtir bizi ayağına çağıran Hacettepe ekibi bu kapsamda bir iş birliğine girmeyeceklerini yüzümüze tebliğ edip bizim de girmememizi sağlık verdi. Diğer üç üniversite Hocaları (ODTÜ, Gazi ve Ankara) şaşkın bir şekilde toplantıdan çıktık, sanırım Ankara üniversitesinde tekrar toplandık ve projelerimizi birleştirmeye karar dedik. Tabii bunun için ilk koşul olarak Kalkınma Bakanlığına ayrı ayrı yaptığımız proje başvurularını birer dilekçeyle geri çektik.

NÖROM proje başvuru süreci 2018 Mayıs ayında, üç üniversiteden yürütücü Hocalar (Ankara Ünv’den ben ve Canan Kalaycıoğlu, Gazi Ünv’den Hayrunnisa Bolay Belen ve Meltem Bahçelioğlu, ODTÜ’den Uğur Halıcı ve İlkay Ulusoy) ve bazen de araştırmacıların katılımıyla yapılan toplantıları da içeren yoğun bir mesai ile başladı. Üç farklı projenin birleştirilmesi bir yandan zordu ama öte yandan birbirine bir görevdeşlik de içerdi. Zordu çünkü örneğin Gazi Üniversitesinin projesi temelde iki pahalı mikroskobun alınmasına (lightsheet ve multifoton) ve sınırlı konulu bir merkez kurmaya yönelik “Beyin Beden Etkileşim Ağ Sistemleri Merkezi” (BBEAS) başlıklı bir projeydi. Ancak Gazi Üniversitesinden Hocalar deneysel hayvan modelleri ve nörolojik hastalıklarda klinik ve elektrofizyolojik çalışmalar konularında deneyim sahibiydi. Öte yandan ODTÜ’nün projesi “Nörobilim, Nöroteknoloji Ve Yapay Zeka Merkezi” (ODTÜ Beyin) gibi çok iddialı bir başlık altında kapsamı hesaplamalı sinirbilim ağırlıklı bir proje planı öneriyordu. Fakat gerçekten sinirbilimin mühendislik yönü açısından önemli bir deneyimi içeriyordu. Öte yandan Ankara Üniversitesi AÜSİBİM projesi diğerlerinde olmayan yeni bir bina inşaatı kalemi, biri 3T ve diğeri 7T manyetik alan gücüne sahip MR cihazları istemi ve anlamlı bir bilişsel sinirbilim deneyimi içeriyordu. AÜSİBİM’de eksik olan da ODTÜ ve Gazi Üniversitesi projelerinde üstünlük olarak saydığım yönler yani nöroteknoloji ve translasyonel tıp çalışmaları sayılabilir. Böylece daha çok AÜSİBİM metnini temel alan (ki projeleri birleştirmede AÜ TTO’dan Şebnem Doğan olağanüstü bir çaba göstermiştir), ancak ODTÜ’nün ve Gazi’nin birikimlerini mükemmel bir şekilde bütünleştirmiş bir proje metni ortaya çıktı ve Kalkınma Bakanlığına başvuru 2018 yazında gönderildi. Üç projenin birleştirme aşamasında gözümdeki bir rahatsızlık nedeniyle benim katkım sınırlı oldu ancak İlkay, Meltem ve Hayrunnisa hocalar olağanüstü bir çaba gösterdiler.

NÖROM projesinin akıbetiyle ilgili 2019 sonuna kadar haber alamadık ancak tam yıl biterken kazandınız haberi ile tabiri caiz ise havalara uçtuk. Ancak bir de ne öğrenelim bu projeye özel bir merkez kurmadan ödenek serbestleşmeyecekmiş. Hadi bu da sorun değil belki ama üç üniversitenin yürüklükte olan mevzuata göre ortak merkez kuramayacağını öğrenince başımızdan aşağı kaynar sular döküldü. Ancak 2020 yılında aylar süren bir süreçte ve sırf bizim projenin fişeklemesiyle, birden fazla üniversitenin ortak uygulama araştırma merkezi (UYGAR) kurulabilmesi için Kalkınma Bakanlığı YÖK’ü ikna etti, 2547 sayılı YÖK kanunu değiştirildi, ortak UYGAR çerçeve yönetmeliği çıkarıldı. Bu sürecin bir yerlerinde yürütücüler olarak kendi aramızda Gazi’nin koordinatörlüğü ve Hayrunnisa Hoca’nın kurulacak merkezin müdürü olması konusunda anlaşmıştık, zaten rektörler de bunu uygun görmüşler. Son olarak, yukarıda saydığım NÖROM yürütücü hocaları bir araya gelip NÖROM yönetmeliğini yazdık ve 19 Aralık 2020 tarihinde resmî gazetede yayınlanarak yürürlüğe girdi. Ardından Ocak 2021’de Hayrunnisa Hoca müdür oldu, tüm bu 3 yıllık süreçteki emekleri nedeniyle kendisi ve tabii Gazi’den Meltem Hoca takdire şayandır. Ben de müdür vekili olarak görev yaptım bu süreçte ve 16 Şubat 2024’e kadar sürdürdüm. Aynı süreçte NÖROM yönetim kuruluna Ankara Tıp Fizyolojiden Güvem Gümüş Akay Hoca girdi ve sonraki tüm süreçlere katkıda bulundu.

2021-2024 arasındaki 3 yıl tam bir mücadeleyle geçti ve eminim farklı açılardan anlatılabilir her şey gibi, ancak ben kısaca özetleyip MR’a dönmek istiyorum. 2022 yılı merkeze önce arsa aramakla sonra bize tahsis edilen bir binanın içini nasıl düzenleyeceğimizi boşu boşuna uzun saatler ve günlerce çalışmakla geçti. Boşuna diyorum çünkü dolaştığımız tüm üniversite arsaları beğenilmedi ve sonra bize tahsis edilen binanın bizim gereksinimlerimize uymadığı anlaşıldı, ama yine boşa giden bir emek örneği olarak binanın çizimlerini Güvem Hoca eşiyle birlikte bizim önerilerimize göre düzenlemeyi bitirmişti neredeyse. En sonunda bir mucize gerçekleşti ve Gazi Üniversitesi Ankara’nın belki de en merkezi yerlerinden birinde NÖROM’a şu anda üstünde yükseldiği arsasını tahsis etti. Ancak bu gazla hizmet alımı yapılacak mimarlık firmasıyla aylarca süren NÖROM binasının çizimleri üzerindeki mesaimiz başlayabilirdi. Bir yandan Yenimahalle Belediyesi öte yandan Büyükşehir Belediyesi inşaat ruhsatı macerasını en iyi Meltem Hoca anlatır, biz de bir kez gidip uğraştık topluca hocalar olarak ama, o belediye koridorlarını adeta arşınladı. Mimarlık firmasıyla ve bazen cihaz üreticisi firmalarla (örneğin MR üreticileri) altyapı gereksinimleri konusunda toplantılar bitince inşaata sıra geldi.  Haziran 2022 yılında başlayan NÖROM bina inşaatı Mayıs’ta ön kabulle sonuçlandı, oldukça hızlı bir süreçti.

Hayalin gerçekleşmesi

MR Ünitesinin inşaatı için cihaz yüklenici firması Siemens, inşaat yüklenici firması ve gazi yapı işleri yetkileri ile neredeyse ayda bir şantiyede toplandık. Tutanak altına alınan bu toplantılarla amaç süreci en sağlıklı bir şekilde yönetmekti. MR cihazını getirmek için verdiğimiz mücadele, hayatımın en zorlu süreçlerinden biriydi. 10 Mayıs 2023 sabahı MR’ımız bir tırla gelip bir vinçle indirildi, ilginç bir şekilde odanın içine itilerek sokuldu. Sonunda cihazın başarıyla kurulduğunu gördüğümde hissettiğim mutluluğu ve gururu kelimelerle anlatmak gerçekten çok zor (belki aşağıdaki fotoğraf bir fikir verir).

Hayallerim gerçek oldu. Öte yandan, MR cihazı alma yolundaki yaklaşık 20 yıl süren mücadele sırasında, kurduğumuz doktora programından nörogörüntüleme konusunda deneyimimi aktardığım 7 doktora öğrencisi mezun ettim. Başka merkezlerdeki cihazları kullanarak gerçekleştirdiğimiz ve yürütücüsü olduğum 4 TÜBİTAK, 1 TÜSEB ve 2 BAP projesi bitirdim, bunlardan çıktı olarak 17 uluslararası makale yayımladım ve bine yakın atıf aldım. Sanırım bu sayılar, kuruculukla uğraşmak yerine, hazır bir laboratuvara girip çalışsam en az on katı olurdu. Bu arada Türkiye’nin ilk Ulusal Nörogörüntüleme Kongresini Eylül ayında daha resmi açılıştan önce NÖROM’da yaptık, 350 katılımcı bu alana ilginin ne kadar büyük olduğunu bize gösterdi. Daha kat edecek çok yol var, kuruluş süreci devam ediyor, planlanan ve yer hazırlığı yapılan 7T MR’ın alımı yeni bir mücadeleyi gerektiriyor. Ancak NÖROM Müdür yardımcılığı görevim 16 Şubat 2024 itibariyle sona erdi. Ayrıca bu yıl hayatımın en önemli kararlarından birini vererek Nisan 2025 tarihinde Ankara Üniversitesinden emekli oldum. Bayrağı yetiştirme şansı bulduğum mükemmel öğrencilerime devrettim. AÜBAUM Müdürü ve NÖROM yönetim kurulu üyesi Güvem hocanın fizyoloji doktora danışmanlığını, NÖROM yönetim kurulu üyesi ve MR birimi sorumlusu Nihal hocanın sinirbilim doktora danışmanlığını, yine diğer NÖROM MR birimi sorumlusu Sertaç Üstün hocanın fizyoloji doktora danışmanlığını yapmış olmaktan gurur duyuyorum.

Bugün geriye dönüp baktığımda, yaşadığım zorluklara rağmen hayallerimin peşinden gitmiş olmaktan mutluyum. Bu süreç içinde hayatlarına dokunabildiğim, ilham olabildiğim kişiler varsa emeklerime değmiş demektir. Umarım bu hikâye, hayallerine ulaşmak için çabalayan herkese bir ışık olur.

Metehan Çiçek

Ankara, Aralık 2025


[1] İMRG konusunda çok basit bir okuma için bakınız: https://services.tubitak.gov.tr/edergi/yazi.pdf;jsessionid=5C8Spwf+rWEtfenikeehGaO+?dergiKodu=4&cilt=45&sayi=758&sayfa=44&yaziid=32686

Leave a comment